|
|
|
Web Sayfam, sadece gördüğünüz bu sayfadan oluşmuyor. Aşağıdaki linklerden, onlarca farklı sayfaya ulaşabilirsiniz....



Çok zorlu bir dönemdi, bir yandan evlilik hazırlıkları, bir yandan MBA finalleri, diğer taraftan iş hayatı dolu dolu yaşanmaya devam ediyordu. Benim için çoğu zaman öngöremediğim, hayal gücümün sınırlarını zorlayan güçlükler gerçek bir imtihan idi hayatımın akışı içerisinde... Burada yapmam gereken soğukkanlı bir biçimde durum değerlendirmesi yapmak, hislerimi bir kenara koyup, akılcı stratejiler geliştirebilmem olacaktı. Şükürler olsun ki bunu da 34 yıllık hayatımın en zor geçen senesinde başarabildim.
Biz Özlem ile yeni yuvamızın tadilat ve yapılandırma projelerini inşa ederken, çok sevgili arkadaşım Erol, sessiz sedasız evlenmeye karar vermişti. Wyeth’dan arkadaşlarla, Erol ve eşi Pınar’ı yalnız bırakamazdık, atladığımız gibi trene, doğru Eskişehir’e çufçufladık. Gerçekten güzel bir düğün sonrasında yaşadıklarımız, Eskişehir’i hafızalarımıza tatlı bir anı olarak kazıyan bir haftasonunu betimliyordu.

‘Ayda bir gün mutlaka bendesiniz’ cümlesi, Burak, Yeşim, Özlem ve benim için babaannemin ‘olmazsa olmaz’ları arasındaydı artık. Bizleri çok sevmesinin yanısıra, onu görmeye gelmemiz için değişik tatktikler ve bizleri memnun edecek aktiviteler konusunda uzman olan babaannemi kırmak olmazdı. Biz de harika bir yaz akşamı eski günlerden konuştuk, dertleştik ve bol bol güldük Büyükçekmece Orduevi’nde...

Hazırlıklar tamamdı. 3 ay sürmüştü. Çok yorulmuş, çok strese girmiştik. Çok özenmiş, çok detaylandırmıştık. En ince ayrıntısına kadar sabahlara kadar düşünüp taşınıp, kılı kırk yararak karar vermiştik. Sonunda evleniyordum. Mucize gibi birşeydi. Günün birinde hiç bunun gerçekleşebileceğini düşünmemiştim. Düğün ile ilgili detayları ve yaptığımız özel düğün dansını burada bulabilirsiniz. Şimdi zaman, tatil zamanı idi. Balayı için seçtiğimiz tatil köyü, Latanya oldu. Barlar sokağının Ora Bar’ını unutmak tabii ki mümkün değildi. Yanlız bu sefer yanımda sevgili eşim vardı. Ora’nın tadı bir başkaydı...
Balayı dönüşü yine bir koşuşturma, yine bir telaş, yeni planlar ve yapılması gerekenler önüme dizilmişlerdi. İşin büyük ve zor kısmı bitmişti. Artık hayat daha kolaydı. Bu koşuşturma içerisinde mesai arkadaşlarım da, akrabalarım da beni unutmamışlardı. Çünkü gün, yaşgünümdü. 2 gün üst üste pastalar kesildi, şarkılar söylendi, kadehler sağlığa ve mutluluğa kalktı.

1,5 senedir kader birliği yaptığım okul arkadaşlarım, artık söz verdikleri büyük partiyi yapmaya –bu sefer gerçekten- karar vermişlerdi. Kambersiz düğün tabii ki olamazdı ve biz, uzun bir süre ayrı kaldığımız Beyoğlu’nun barları ile muhteşem bir gecede tekrar buluştuk. İçkilerin su gibi aktığı, gece sonunda Taksim Meydanı’nda zafer sarhoşluğu ile naralar attığım (gerçekten hatırlamıyorum) bir ortamda polislerin beni alıp götürmemelerini çok sevgili arkadaşlarıma ve eşime borçluyum. :-)

Kurban Bayramı gelmiş çatmıştı, büyüklerin ellerini öpmek lazımdı. Sarıldıklarında, özlediklerini hissettiğiniz, içten duygular besleyen Özlem’in anneannesi ve dünyalar iyisi dedesini ziyaret etmek, onların mutlu olduğunu görmek bizleri de mutlu etmişti.

Yine bir yılsonu, yine bir Nasyonel Toplantı, yine Antalya ve son yılların vazgeçilmezi: Cornelia. Kumsal ve deniz... İnsan stresini daha nasıl atabilir ki?

Okulun üçüncü dönemi de bitmiş, artık çoğu gidip, azı kalmıştı. Dersler eskisi gibi korkutmuyordu ama sınav, sınavdı ve stres aynıydı. Çok çalıştık, grup olarak kah bizde, kah Ebru’larda buluşup sunumlar hazırladık. Yediğimiz çıtır kenar pizaların tadı hala damağımda... Ve sonuç.... Tabii ki harika...

Sonuçlar belli olur, tüm derslerden güzel notlarla geçerim de, eğlenceden geri durur muyum? Muhteşem havada soluğu aldık Kartal Otel pistlerinde... Daha önce sezonu açmıştık ama o günkü havayı, o günkü karı anlatmaya gerçekten kelimeler yetmez... Bu dönem dağa gittiğimiz anları buradan izleyebilirsiniz.

Uzun zaman oldu.... 1.Mayıs.2001.... Yaşadıklarımı anlatmaya başladığım, internette yayınladığım ilk tarih... Web sayfam günlük yazmak gibi bir hobiye dönüştü zamanla... Zor ve sıkıntılı dönemlerimde, geçmiş tozlu sayfalara bakar gibi açarım yıllar öncesini ve hatırlarım geçmişte neler yaptığımı, nasıl ve ne şekilde inanılmaz zorluklara göğüs gerdiğimi, hepsini birer birer aşıp başarıya ulaştığımı... O zaman kendime:
‘Sen neler neler başardın yıllar boyunca, bu önündeki zorluk da ne ki senin için?’ derim.
Bir anda zorluk küçülür, azalır, yok olur... Ve benim için kolay bir süreçtir hayatta yolumda ilerlemek. Sacede resimler değil, detaylı bilgiler de geçmişin doğru algılanması ve gelecekte aynı hataların yapılmaması için önemlidir benim için.
Artık bu sayfaları güncellemeyeceğim. Çünü evlendim. Ben, artık ‘sadece ben’ değilim. Ve ‘Tolga Çiftok’, artık ‘Özlem ve Tolga Çiftok’ olarak yaşamaya devam edecek. Yukardaki güncelleme benim ‘birey’ olarak son güncellemem.
Bundan sonra yaşamımızı, yeni web sayfamızda Özlem ile birlikte özetleyeceğiz.
Kendimiz, sevenlerimiz ve bizi merak edenler için...
Kalın Sağlıcakla...
3.Şubat.2008

Bu arada insanoğlunun evrimi üzerinde çalışırken bulduğum sonucu sizinle de paylaşmak istiyorum... Bu esasında özellikle Türkiye için geçerli bir veri olarak hergün karşımıza çıkmaktadır... Bakın ve öğrenin...
:-))

Hakkımda ne düşünüyorsanız Tanrı'nın size iki katını vermesini beklemeyin, bana e-mail atın...

Best Viewed with Internet Explorer